Tık tık tık…
Bir zamanlar içeride bir bülbül vardı. Artık orada değil mi?
Sessizliği seven bizler bile, kalbin sessizliğine dayanamıyoruz bazen.
Otuz yaşına yaklaşırken, insan sadece huzur istiyor — sade, gösterişsiz bir huzur.
Sevdiklerimizin gözlerimizin önünde değiştiğini görmek, içimize koca bir ürperti salıyor.
Ah, gençlik… Ne kadar vahimmiş aslında.
Eskiden kalbimiz ağrırdı; şimdi aklımız.
Saçlarımız bile ağrıyor.
Gökyüzünde yıldızların telleri birbirine değdiğinde, yaşlılık haykırıyor: “Evet, evet, evet!”
Zaman, bir koşu bandı… Hızlanıyor, hızlanıyor… Bizse durmak, yavaşlamak istiyoruz.
Eskinin cesareti, yerini küçük alışkanlıklara bırakıyor.
Ne oluyor bize?
Tık tık tık…
Orada hâlâ bir bülbül var mı?Kalbimiz artık sevgiyle çarpmak bile istemiyor.
İçimizdeki çocuk? Derlerdi ya, hiç ölmezmiş…
Şşşşşşttt…
Bülbül uyuyor.
11 Mayıs 2025
Eğer sıcak kahvemin içine huzur katılmışsa,
yudumlarımın ahenkli dansını seyredebilirsiniz...



Yorumlar
Yorum Gönder