Her Sarı Aynı Değildir
Her Sarı Aynı Değildir
İnsan neden bir yere ait olmak ister hiç düşündünüz mü?
Bir masaya, bir çevreye, bir kalbe, bir düşünceye…
Bazen sadece beğendiğimiz için bile ait olmak isteriz. Sanki sevdiğimiz şey bizi de sevmeliymiş gibi. Oysa hayat bunun garantisini vermiyor.
Belki de insan ruhu, kendini tanıyabilmek için önce bir yere yaklaşmak istiyor. Çünkü bazen ait olmadığımız yerler bile bize kim olduğumuzu öğretiyor.
Eskiden olsa böyle düşüncelerin içine düşer, günlerce çıkamazdım. Bir sorunun peşine takılır, derinlere iner, sonra o derinlikte yaşamaya başlardım. Boğulduğumu fark etsem bile çıkmaya uğraşmazdım.
Şimdi farklı.
Artık düşüncelerimin içinde yüzebiliyorum. Derine iniyorum ama geri çıkmayı da biliyorum. Sanırım insan büyürken en çok bunu öğreniyor:
Derin olmak başka, derinlikte kaybolmak başka.
Son zamanlarda şunu fark ettim:
Yakın olduğumuz herkesle aynı yere ait olmak zorunda değiliz.
Aynı renkten olabiliriz ama aynı ton değilizdir belki.
Mesela sarı…
Limon sarısı, altın sarısı, güneş sarısı…
Hepsi sarı ama hepsinin ruhu başka.
Ben limon sarısı olabilirim. Bir başkası altın sarısıdır. Bu durumda altınların arasında parlayamamam neden utanç olsun ki? Belki de mesele yanlış yerde parlamaya çalışmaktır.
Hem herkes altını sevmek zorunda değil.
Herkes limonu da anlayamaz.
Ama inanıyorum ki bir yerlerde benim rengimin dilini konuşan insanlar var. Belki onların da tonu farklıdır ama en azından aynı sıcaklığı hissederiz.
Birlikte limonata bile oluruz.
Ve şunu öğrendim:
İnsan bazen ait olmadığı yerlerde biraz oyalanmadan, ait olduğu yeri anlayamıyor.
Belki de bazı kapılar bize “girme” demek için değil, “sen başka bir yere aitsin” demek için açılıyor.
Bunda kırılacak bir şey yok.
Çünkü herkes herkesi kendi rengiyle görebiliyor ancak.
Bu sıralar hayatım güneş sarısı bir filtreden geçiyor sanki. İçimde garip bir huzur var. Allah’a karşı büyük bir teşekkür hissi taşıyorum. Çünkü sanki beni bana götüren yolları güzellikle gösteriyor.
Ve galiba artık şuna inanıyorum:
Bu dünyada insanın en büyük huzuru, kendini küçültmeden kendi rengini kabul etmesi.
Bir gün en güzel rengimi korkmadan yansıtacağıma inanıyorum. Yanımda da mis kokulu çiçekler gibi insanlar olsun istiyorum; naif, iyi, güzel kalpli insanlar…
Çünkü mesele en parlak renk olmak değil.
Mesele, Allah’ın razı olacağı bir renkte kalabilmek.
O “ol” der ve her şey oluverir.
Belki ben de ait olamaya olamaya ait olduğum yere gidiyorumdur.
10 Mayıs 2026
İnsan ait olamaya olamaya ait olduğu yeri bulur...


Yorumlar
Yorum Gönder